28 Haziran 2015 Pazar

Sen hiç lâl düşmüş dudaklarla gecenin mahremiyetine kapatıp kendini duâ duâ arşa teslim ettin mi kendini hiç?
" Sığınıp istek ve arzularından semâya hüzn çadırı kurdun mu?
Yorgun ve bitkin düşmüş bedeninle gecenin sonunda. "
Bir çift namâhrem gözün yaratacağı tesirden korkup , karşısında güçsüz düşecek olmanın bilinciyle uzak durmaya çalışmanın verdiği çabayla "Yaklaşma!" ikazına uyarak,tüm dert ve hüzünlerinle köşe bucak göğe s/aklandın mı?
Ve İlahi kalemin vereceği hükme râm olmuş bir halde Levh i Mahfuz da ömrüne biçilecek paya razı olarak, sabrına da sabırlar ekleyip tüm duygularına kefen giydirip özlem yüklü kelimelere de sükûtu kilit misali vurup secdelere teslim oldun mu?
Anlamadım yâr
Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım?
Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş?
Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız?
Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun?
Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi, hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili.
Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor.
Yok mu önümde senden gayri gidecek bir yol?
İçim yine aynı mısra´ları tekrarlıyor.
Defter-i Ebrar 'a düş(ül)müş en günahkâr sevabım...
G/öz yamacından sebiller ç/ağlat kurak çöllerime...
Ezelden dili Yâre susa(r)mış sevdanın..
Sır düğümlerine çözüm atma..
Akıbetine mazhar olan gördün mü hiç Leyla 'nın
Avuç içi kadar kıyam(et) biriktirdim...
Ayrılık di/yarı bize yaban kaldı..
Hadi tut s/özümden, adının ardısıra ölümlere gidelim..
Kısacık bir hikayeydi ya hani ayrılık..
Üç beş fazıl kadarcık..Önsözü bukadarmı uzun olurdu..?
Bilemedim....
Kaç ölüm yolculuğunda mola verdinde beni soludun...
Kaç kez ağlattın göz bebeklerini....
Konuşursam aşk kesecek nefesimi...
Ya Sussam!
Sussam Duyarmısın Söyle(ye)mediklerimi...
Eyyy Ayışığından nasiplenen düşlerimin s(ak)lı tutulduğu yürek mahseni..
Sus da Söyle ...
Var mı ödeyecek kırılmış yazgımın kefaretini...
Ölüm karmaşasında sana dolaşıyor ayaklarım..
Rayihan sızlatıyor iliklerimi...
Yinemi büzdün aşk oyununun mızıkçı hayallerini...
Geceyi hasede koyan gözlerin kan öksürüyor..
Ayrılık mukarrer mi dersin?
Hıçkırıkların aşk ın kıyamet Suru nu üflüyor....
Sil baştan sevdaya k/arala bahtımızı...
Bak yürek afakında hizlerimizi yetim yanlızlıklar bekliyor...
Kelamlar Kudret Sahibinin hükmü ile (derg)ahında can verirken..
Azrail le pazarlıkta neyin nesi?
Layemut olmak ne haddimize..
Ölümün y/adı bile ömrü güzelleştiriyor...
Az biraz u/yan da tutuştur sinemede körelmiş hislerimi...
Bu demde kalanların ardısıra ağıt yakmak gidenlerin hissesine pay biçiliyor...
Küsme sakın üryan duygularımı hüzün libasına bürüdüm diye..
Kıymık battı sözlerime....
Her d/okunuşta sesime bin ah düğümleniyor......
Kurşun yüklü sevdalar asıyorum alaca renkli güvercinlerin kanadına....
G/öz beyazı düşlerimiz varken...
Ne de erken bulaştı kan, göz bebeklerimizin kundağına....
İntikam peşinde koşuyor şimdi küstürdüğümüz tüm şiirler...
Ve sen yine sökülüyorsun içimden mısra mısra...
Söz ayrılığa ilişince cezbesini kaybediyor harflerim..
Nüktelerimde feryad-ı figan halinde martılar...
Kul yapısı değildi aşk dediğim...
Ezelden yüreğimize hükmeden Kutsi bir el var.....
Hadi..!!
Sil g/özyaşlarını Meleklerin
Aşkımız öksüz yüreklerin hüzünlü sözlerinden damlayacak...
Sıkıca bırak ayrılığın elini...
Söz verdi....
Özün bu bahar güzüme kaçacak...
Yankılansın yüreğinin en tenha sokaklarında sessizliğim
Ne olur...
Sükûtuma yaban kaldığın kalabalıklara girme...
Duymamış olamazsın...
Her gece farklı sevda masalları anlattım sana
Sükût lehçesinde....
Rengi aşka çalan bir sevda yeşerttim
Gönlümün umut yağmurlarıyla suladığım bahçesinde

Şimdi....
Dünyanın tüm seslerinden soyutla kendini
Vuslata dair bir emir ver yüreğine
Ve Sadece...
Meryem suskunluğundaki sevdamı dinle

Seni saklıyorum gör(me) diye kaçamak hecelerde
Sevdanın çıkmazlarında bulamıyorum kendimi
Kayboldum geceden daha siyah gözlerindeki şehirlerde

Sessizliğime inat sen feryat et N'olur
Kalbinde yoksam eğer âmâ ol sevdamı görme
Masum bir aşk büyüttüysen
Anne kucaği misali huzur bulduğum yüreğinde
O zaman sadece....
Meryem suskunluğundaki sevdamı dinle...

26 Haziran 2015 Cuma

Gecenin karanlık kucağına bırakma beni!
Taş duvar her yer,
Bütün şehir yalın ayak,
Kimsesiz güvercinler,
Gitme!
Kanatsız yaralı bir kuşum yokluğunda,
Nereye çarpsam yüzün,
Nereye dönsem sevda yüklü bu hüzün
Gitme!..

19 Haziran 2015 Cuma

bedel....


yıl 1998...bir bayram sabahı rastladım o kara gözlere...
Allahım..ilk görüşte sevda bu mudur ki. dedim?
evet buymuş...

Üzerinden yıllar geçti...köprünün altından ne sular geçti de o kara gözler akıldan geçmedi..

Anlatamadım ki ne kadar sevildiğini...
diyemedim ki çok özlendiğini..

öyle bir bedel ödettiler ki bu sevdaya,hala da ödenmeye devam ediyor..ADINI KADER KOYDULAR...ama kader değildi,tevafukları önümüze sunan RABBİM ,hadi dedi..hadi yeniden tanışın..yeniden başlayın..yeniden deneyin..

Yol ARKADAŞIM ikna olmadı ki bunun kader olmadığına...ben helalinden dedim..bir yastıkta dedim..yaşlılıkta dedim..her yolu dedim...her yolu denedim..ama yol arkadaşım inanmadı bana...kader dedi...

değiştiremeyiz dedi...değişirdi be kartanesi...hala da değişebilir...bu bedel yetmedi mi bu yüreğe..yetmedi mi desene.....

harcanan bitip giden  iki ömür yetmedi mi daha?


kocaman yürekle
kocaman seviliyosun...

gel de uçar gelirim...

seni bana sevdirene şükürler olsun...

Rabbime emanetsin...