Ben hiç şiir çalmadım. Harama değmedi yüreğim. Bir lokma aşkta olsa
geçinmeye çalışırken sen dolu yüreğim. Ömrüm ömrünü beklemekle
nikahlandı! Perde misali üzerimize çekilirken vuslat hasreti.
Hüznümün duvağını kaldırmaya gelmeyecek misin?
29 Aralık 2015 Salı
23 Aralık 2015 Çarşamba
18 Aralık 2015 Cuma
2 Aralık 2015 Çarşamba
Ömrüme sızan bu sancılarla nasıl dönerim geri. Ardına bir avuç kül
vaat eden bir ömre sığar mı bunca yalnızlık? Şimdi bir kabus olur
düşlerim, ve düşer bir bir gecenin kara yazılarına.
Ne zaman susacak bu kelimeler?
İçimdeki bu çığlık ne zaman kesilecek?
Mahur gözlerine mi vurdu hazan; ne olur bir şey de.
Kabulümdür senden gelen… Ritmi bozuk gönlüme bir merhem sür; düş sancım!
Avare yürüyüşlerime yol ol, iz ol. Kimliğimden hatırıma düşen ismim ol. Şimdi delilik, susma vaktidir.
Ne zaman susacak bu kelimeler?
İçimdeki bu çığlık ne zaman kesilecek?
Mahur gözlerine mi vurdu hazan; ne olur bir şey de.
Kabulümdür senden gelen… Ritmi bozuk gönlüme bir merhem sür; düş sancım!
Avare yürüyüşlerime yol ol, iz ol. Kimliğimden hatırıma düşen ismim ol. Şimdi delilik, susma vaktidir.
Gök kuşağında düşleri uçurma vaktidir.bir yamaca tutunmuş ellerimde parmak parmak ölmektir. Gidişindir adına yeminler ettiğim.
Bitişimdir içimdeki suskunu terk edişim.
Düş sancım ;yaralarımın adıdır adın.
İçimdeki çocuğu hep aldatışım.
Sensiz düşlere kanmayışım.
Korkuma bürünene asi yalnızlığım.
Ben hala unuttuğun duraktayım…
Bitişimdir içimdeki suskunu terk edişim.
Düş sancım ;yaralarımın adıdır adın.
İçimdeki çocuğu hep aldatışım.
Sensiz düşlere kanmayışım.
Korkuma bürünene asi yalnızlığım.
Ben hala unuttuğun duraktayım…
Sen şimdi tüm beni sevmeleri Haram saysan da gönlüne.
Ben seni olan tüm sevmeleri Har bildim gönlüme Yar!
Santim santim y/anarken aşkının her bir karesini,
Her karene binlerce ölüm sığdırdım da,
Dirilip dirilip,her kendime gelişlerim de tekrar tekrar sende buldum kendimi.
Tekrar tekrar sende buldurdum kendimi.
Tek şikayet etmedim seni y/andığım tek bir an.
Sen şimdi tüm beni g/öremeleri kendine Haram bilsen de gönlüne,
Ben seni tüm b/ekleyişler de Har bildim kendime.
Ateş üstüne ateş yudumladı gönlüm de,tek bir ah etmedim gönülgAHına!
Ve öylece bildim,
Öylece b/ekledim ömrüme.
Y/andım seni.
Ve şimdi Helal i hoş olsun b/ağrımdan ta arşa yükselen tüm senli feryad ı figanlar(ım).
Ben sana dualarımı bir bir helal ettim.
Sen beni gönlüme bağışla Ey Yar!
Ben seni olan tüm sevmeleri Har bildim gönlüme Yar!
Santim santim y/anarken aşkının her bir karesini,
Her karene binlerce ölüm sığdırdım da,
Dirilip dirilip,her kendime gelişlerim de tekrar tekrar sende buldum kendimi.
Tekrar tekrar sende buldurdum kendimi.
Tek şikayet etmedim seni y/andığım tek bir an.
Sen şimdi tüm beni g/öremeleri kendine Haram bilsen de gönlüne,
Ben seni tüm b/ekleyişler de Har bildim kendime.
Ateş üstüne ateş yudumladı gönlüm de,tek bir ah etmedim gönülgAHına!
Ve öylece bildim,
Öylece b/ekledim ömrüme.
Y/andım seni.
Ve şimdi Helal i hoş olsun b/ağrımdan ta arşa yükselen tüm senli feryad ı figanlar(ım).
Ben sana dualarımı bir bir helal ettim.
Sen beni gönlüme bağışla Ey Yar!
30 Kasım 2015 Pazartesi
26 Kasım 2015 Perşembe
Susma, karanfiller örtmesin üzerimi..
Kıyısız kalmasın bendeki öznelerin.
Susma, içimdeki dilenci kanamasın.
Rehin düşmesin mürekkebim bozkır toprağına.
Susma ne olur.
Kopmasın sende saklı kıyametim..
Biliyorum attığın her adım sonrası yangın yeri..
Köşe başları tutulmuş..
Eller tetikte.
Her kelimende bir ölüm saklı..
Ama sen konuş beni.
Bedeli ne olursa olsun sen sadeliğimi kelimelerinle zenginleştir.
Yeni anlamlar yükle sevdamın yalınlığına.
Dudaklarındaki en değerli hazine olan nefesine kat.
Öznesizliğim yeniden kanamasın..
Sakın susma…
Kıyısız kalmasın bendeki öznelerin.
Susma, içimdeki dilenci kanamasın.
Rehin düşmesin mürekkebim bozkır toprağına.
Susma ne olur.
Kopmasın sende saklı kıyametim..
Biliyorum attığın her adım sonrası yangın yeri..
Köşe başları tutulmuş..
Eller tetikte.
Her kelimende bir ölüm saklı..
Ama sen konuş beni.
Bedeli ne olursa olsun sen sadeliğimi kelimelerinle zenginleştir.
Yeni anlamlar yükle sevdamın yalınlığına.
Dudaklarındaki en değerli hazine olan nefesine kat.
Öznesizliğim yeniden kanamasın..
Sakın susma…
Saklıyorum adını canımın parmak uçlarında
sana şiirler yazdığımı kimse bilmeyecek
arsız gidişinde...
Hiç anlatmadım sana
yalpalayan dizelerde körelttiğim yağmurları
rengi solmuş palyaçonun ruhunu araladığımda
gördüğüm cinayet sahnelerini
ve rotası şaşmış bir geminin
izi bulunsun diye ardında bıraktığı ekmek kırıntılarını
Sahi bana biraz yağmur versene !
Sen hiç bilmedin
söylediğim sözcükler birbirini yuttuğunda
kelimesizdi tüm cümlelerim
ve acıkmışken şiirler sana yazılmaya
ben tiz çığlıklara aldırmayıp son bir nokta koymuştum
cebimde belki lazım olur diye tuttuğum
hiçbir virgülü yakıştıramadım adının ardına
her satır bir mülteci şimdi toplama kampında
seninle yamanmayı bekleyen...
Sahi bana biraz sen versene !
Sen hiç görmedin
dudaklarını uzatmış bekleyen
dört ayaklı ucube bir yalnızlığın cazibesine kapılmış
gidiyordun
içimin rutubetinde can çekişirken duygularım
şeytan uçurtmalar tutuyordu ellerim
gözlerim lal olmuş beton bakışlarında
yakıyordum katre katre tüm hayalleri...
Sahi bana biraz düş versene !
Sen hiç duymadın
duvarlar arasına sıkışmış sesim koparken tırnaklarımdan
üzerime basıp geçiyordun
mor eldivenleri vardı gecenin
müstakil bir kalbin ganimetini çalarken
minörler soyunmuş
4/4’lük ritimleri emziriyorlardi
bense şarkılar yazıyordum
boş bıraktığın salıncağın karşısında
tüm şarkılar do majorler giyinmişti...
Sahi bana biraz s/es versene !
Sen hiç anlamadın
korunaklı şiirler yazıyordum sana
zırh olmuş geri dönüşünü kabullenemeyen
tuvalin flu renginde sen dursanda
hep bir muammaydı izdüşüm
topallayan şiirler yere kapaklandığında
icime ç/ekiyordum gözlerinin tarçın kokusunu...
Sahi bana biraz şiir versene !
sana şiirler yazdığımı kimse bilmeyecek
arsız gidişinde...
Hiç anlatmadım sana
yalpalayan dizelerde körelttiğim yağmurları
rengi solmuş palyaçonun ruhunu araladığımda
gördüğüm cinayet sahnelerini
ve rotası şaşmış bir geminin
izi bulunsun diye ardında bıraktığı ekmek kırıntılarını
Sahi bana biraz yağmur versene !
Sen hiç bilmedin
söylediğim sözcükler birbirini yuttuğunda
kelimesizdi tüm cümlelerim
ve acıkmışken şiirler sana yazılmaya
ben tiz çığlıklara aldırmayıp son bir nokta koymuştum
cebimde belki lazım olur diye tuttuğum
hiçbir virgülü yakıştıramadım adının ardına
her satır bir mülteci şimdi toplama kampında
seninle yamanmayı bekleyen...
Sahi bana biraz sen versene !
Sen hiç görmedin
dudaklarını uzatmış bekleyen
dört ayaklı ucube bir yalnızlığın cazibesine kapılmış
gidiyordun
içimin rutubetinde can çekişirken duygularım
şeytan uçurtmalar tutuyordu ellerim
gözlerim lal olmuş beton bakışlarında
yakıyordum katre katre tüm hayalleri...
Sahi bana biraz düş versene !
Sen hiç duymadın
duvarlar arasına sıkışmış sesim koparken tırnaklarımdan
üzerime basıp geçiyordun
mor eldivenleri vardı gecenin
müstakil bir kalbin ganimetini çalarken
minörler soyunmuş
4/4’lük ritimleri emziriyorlardi
bense şarkılar yazıyordum
boş bıraktığın salıncağın karşısında
tüm şarkılar do majorler giyinmişti...
Sahi bana biraz s/es versene !
Sen hiç anlamadın
korunaklı şiirler yazıyordum sana
zırh olmuş geri dönüşünü kabullenemeyen
tuvalin flu renginde sen dursanda
hep bir muammaydı izdüşüm
topallayan şiirler yere kapaklandığında
icime ç/ekiyordum gözlerinin tarçın kokusunu...
Sahi bana biraz şiir versene !
24 Kasım 2015 Salı
21 Kasım 2015 Cumartesi
Seni göremediğim kadar duyabilmeyi isterdim şimdi.
G/öz ucu ile susuyorum,korkak ve titrek bir sessizlik bırakıyorum ardımdan.
Sahi,söyler misin?
Aramıza kaç gece sığdırdın?
Bu uzaklık neyin nesi ey yar!
Yaramın derininden b/akıyorum sana bu gece.
İster tut/ma,istersen tut/ma; Sen aşksın ezelinden ezelime!
G/öz ucu ile susuyorum,korkak ve titrek bir sessizlik bırakıyorum ardımdan.
Sahi,söyler misin?
Aramıza kaç gece sığdırdın?
Bu uzaklık neyin nesi ey yar!
Yaramın derininden b/akıyorum sana bu gece.
İster tut/ma,istersen tut/ma; Sen aşksın ezelinden ezelime!
18 Kasım 2015 Çarşamba
Sen benim hüzün yanımsın.
Güneşin vurmadığı gölgede kalan yanım.
Kimselerin bilmediği kendime sakladığım.
En çok ayazda kalmış olup da rüzgara savuramadığım,
alıp alıp defalarca sineme sardığım yanımsın.
En çok kanayan yarama sarmaya çalıştığımsın.
Sardıkça kanayan kanadıkça sardığımsın…
Güneşin vurmadığı gölgede kalan yanım.
Kimselerin bilmediği kendime sakladığım.
En çok ayazda kalmış olup da rüzgara savuramadığım,
alıp alıp defalarca sineme sardığım yanımsın.
En çok kanayan yarama sarmaya çalıştığımsın.
Sardıkça kanayan kanadıkça sardığımsın…
Sen benim hüzün yanımsın.
Her doğan günle bir kez daha ümidimi yıkan tarafımsın.
“Olmadı olmayacak” dedirten hain düşmanımsın.
“Ah çıksa gelse şimdi…” diyecek kadar kendimi kaptırdığım saflığımsın.
“Çıksa ve gelse, alsa ve götürse…” diye çırpan kanadımsın.
Ve her defasında kendime kırk kez söyleyip kırk kez yanıldığımsın.
Sen benim hüzün yanımsın.
Söküp atamadığım umut çiçeklerini gömdüğüm toprağımsın.
Bahar gelir yeşerir diye yağmur, çamur, kar kış demeden suladığımsın.
Olur da bir gün açarsın diye beklediğim sevdamsın.
Sevda çiçekleri açar mı bilinmez ama umuduna umudumu bağladığımsın.
Sen benim hüzün yanımsın.
Dar vakitte bulup tez zamandaki kaybımsın.
“Ne olur kal benimle” dedirtecek kadar yalvardığımsın.
“Sensiz hayatı istemiyorum” diyecek kadar uçurumdan kendimi attığımsın.
Geceyle gündüzümü, yanlışla doğrumu karıştıran arafımsın.
Sahi sen benim soldan soldan vuran yanımsın.
Her doğan günle bir kez daha ümidimi yıkan tarafımsın.
“Olmadı olmayacak” dedirten hain düşmanımsın.
“Ah çıksa gelse şimdi…” diyecek kadar kendimi kaptırdığım saflığımsın.
“Çıksa ve gelse, alsa ve götürse…” diye çırpan kanadımsın.
Ve her defasında kendime kırk kez söyleyip kırk kez yanıldığımsın.
Sen benim hüzün yanımsın.
Söküp atamadığım umut çiçeklerini gömdüğüm toprağımsın.
Bahar gelir yeşerir diye yağmur, çamur, kar kış demeden suladığımsın.
Olur da bir gün açarsın diye beklediğim sevdamsın.
Sevda çiçekleri açar mı bilinmez ama umuduna umudumu bağladığımsın.
Sen benim hüzün yanımsın.
Dar vakitte bulup tez zamandaki kaybımsın.
“Ne olur kal benimle” dedirtecek kadar yalvardığımsın.
“Sensiz hayatı istemiyorum” diyecek kadar uçurumdan kendimi attığımsın.
Geceyle gündüzümü, yanlışla doğrumu karıştıran arafımsın.
Sahi sen benim soldan soldan vuran yanımsın.
16 Kasım 2015 Pazartesi
https://www.youtube.com/watch?v=w3MMbvh-vmE
Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin
Ah ışıklar içinde kaldım, yandım efendim
Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin
Ah ışıklar içinde kaldım, yandım efendim
Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
Sen bana geç geldin, ben sana erken
Tutuşsun gün, yansın geceler, vaktimiz varken
Bugün günlerden güzellik, sefa geldin, hoş geldin
Ah bu yağmur yalnızlığımmış, dindim efendim
Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
Sen bana geç kaldın, ben sana erken
Soyunsun gün, sarsın geceler, vaktimiz varken
Tutuşsun gün, yansın geceler, vaktimiz varken
Bugün günlerden güzellik, sefa geldin, hoş geldin
Ah bu yağmur yalnızlığımmış, dindim efendim
Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
Sen bana geç kaldın, ben sana erken
Soyunsun gün, sarsın geceler, vaktimiz varken
7 Kasım 2015 Cumartesi
OKUNMAMIŞ BİR SEVDA MEKTUBU!
Ey vuslatını beklediğim Yar..!
Özledim yüreğim efgan,
Gözlerim nemli,
Dudaklarımda kocaman bir sükut…
Dinle bak yüreğim konuşuyor..!
Dinle de anla yüreğimin içindekilerini:
Aşk diyor;
ALLAH rızasıyla sevdiği için…
Nur-u Ayınım diyor;
Haram diye gözlerine bakmadığı için…
Helalim diyor;
Seni helal diye kendine kazdığı için…
Ömrüm diyor;
Seni ömürlük sevmeyi istediği için…
Ahirettliğim diyor;
Ahirettede senle beraber olmak istediği için…
Can Özüm diyor;
Seni diğer yarısı gördüğü için…
Mutluluğum diyor;
Yağmurluğunu giderdiğin için…
Tebessümüm diyor;
İçini Sadaka ile ısıttığın için…
Ve Sen diyor Sen;
RABBİM’in En Güzel Hediyesisin Zuleyha Yüreğime…
Uzaklarda da olsan yakında da olsan;
Seni Sevdiğini haykırıyor…
Dinle aşkın kelamını,
Yüreğimin Sana sevdalanışını,
Canan olan Sana Canla Bağlandığını…
Canansın Sen bu Cana.
Ey vuslatını beklediğim Yar..!
Özledim yüreğim efgan,
Gözlerim nemli,
Dudaklarımda kocaman bir sükut…
Dinle bak yüreğim konuşuyor..!
Dinle de anla yüreğimin içindekilerini:
Aşk diyor;
ALLAH rızasıyla sevdiği için…
Nur-u Ayınım diyor;
Haram diye gözlerine bakmadığı için…
Helalim diyor;
Seni helal diye kendine kazdığı için…
Ömrüm diyor;
Seni ömürlük sevmeyi istediği için…
Ahirettliğim diyor;
Ahirettede senle beraber olmak istediği için…
Can Özüm diyor;
Seni diğer yarısı gördüğü için…
Mutluluğum diyor;
Yağmurluğunu giderdiğin için…
Tebessümüm diyor;
İçini Sadaka ile ısıttığın için…
Ve Sen diyor Sen;
RABBİM’in En Güzel Hediyesisin Zuleyha Yüreğime…
Uzaklarda da olsan yakında da olsan;
Seni Sevdiğini haykırıyor…
Dinle aşkın kelamını,
Yüreğimin Sana sevdalanışını,
Canan olan Sana Canla Bağlandığını…
Canansın Sen bu Cana.
5 Kasım 2015 Perşembe
26 Ekim 2015 Pazartesi
Bir yanım yetim ve yitik şimdi,
gözümün kestirmediği yollarda fink atıyor ayaklarım,
dizlerim yorgun ,
yürek yolun bana kapalı
sabah doğsa güneş'e bulanık ne farkederki yüreğime
gözümün kestirmediği yollarda fink atıyor ayaklarım,
dizlerim yorgun ,
yürek yolun bana kapalı
sabah doğsa güneş'e bulanık ne farkederki yüreğime
Yabancı hecelere teslim olmuş sözlerin tümceleri
her harfinde seni anlatmak varkenn hanii,
suskun gece yolcusu gibi
yolunuzu bilmez kelamlara teslim şimdi kalemim
gece,gün ve gündüzlük açmıyor içimi
İyisimi demli çay'a teslim etmeli sensiz geçene saatleri,
Bir yanım, sensizliğe teslim şimdi
öyle zararsız ve ziyansız geçmiyor hani yoklugun
bazı bazı türkülere eşlik ediyor lisanım istemeden
gözlerimde hafiften bi nem hisseder gibiyim
kaç dal sigaraya teslim ettin diye sorma ciğerlerimi
senden sonra paketleri saymayı bıraktım
gibisi fazla ,
Öyle amaçsızca izliyorum işte geceleri
sessizliğin demine efkar yüklüyorum
iyisimi ?
beni koydugun yalnızlıkta sen savur gülüşlerini ,,,
Öyle İşte
Murat Özçelik . . .
her harfinde seni anlatmak varkenn hanii,
suskun gece yolcusu gibi
yolunuzu bilmez kelamlara teslim şimdi kalemim
gece,gün ve gündüzlük açmıyor içimi
İyisimi demli çay'a teslim etmeli sensiz geçene saatleri,
Bir yanım, sensizliğe teslim şimdi
öyle zararsız ve ziyansız geçmiyor hani yoklugun
bazı bazı türkülere eşlik ediyor lisanım istemeden
gözlerimde hafiften bi nem hisseder gibiyim
kaç dal sigaraya teslim ettin diye sorma ciğerlerimi
senden sonra paketleri saymayı bıraktım
gibisi fazla ,
Öyle amaçsızca izliyorum işte geceleri
sessizliğin demine efkar yüklüyorum
iyisimi ?
beni koydugun yalnızlıkta sen savur gülüşlerini ,,,
Öyle İşte
Murat Özçelik . . .
Sen benim esir'liğimdin,
zamanla geçer diyenlerin aksine
geçmeyen ,
ve, gün ve gün yüreğime agır gelen yar'a,
hasretinden geceyi soldurdugum, zamanı unuttuğum saat'lerimdin
zamanla geçer diyenlerin aksine
geçmeyen ,
ve, gün ve gün yüreğime agır gelen yar'a,
hasretinden geceyi soldurdugum, zamanı unuttuğum saat'lerimdin
Sen benim, siya çalan mavim
gözlerinde müebbet hapse tutuldugum gecem
sade tenin,hayat tutanagım
nefesin asırlık çınara hayat veren su hükmünde ciğerlerime,
sen,
milyonlarca kalabalıgın arasında kayboluşlugum
koca boşluklardan alal aşağı yuvarlanışım
tümcelerin arasında yok oluşum
kısacası yalnızlıgımsın,
Sen benim esir'liğimdin
yarım kalmış şiirlerimin
son hecesi,
sayısızca hece arasında son kelimeyi yüreğine iliştiremediğim
öyle işte sözcüğüne sıgınmışlıgım
Sen benim,
yoluna baş koyduğum
aşk'ını aş ettiğim
sevdanı hayat kıldıgım
gülüşünü cennet'e benzettiğim
yoklugunu yaşamaktan bıkmadan usanmadan beklediğimsin,
Sen benim....
gözlerinde müebbet hapse tutuldugum gecem
sade tenin,hayat tutanagım
nefesin asırlık çınara hayat veren su hükmünde ciğerlerime,
sen,
milyonlarca kalabalıgın arasında kayboluşlugum
koca boşluklardan alal aşağı yuvarlanışım
tümcelerin arasında yok oluşum
kısacası yalnızlıgımsın,
Sen benim esir'liğimdin
yarım kalmış şiirlerimin
son hecesi,
sayısızca hece arasında son kelimeyi yüreğine iliştiremediğim
öyle işte sözcüğüne sıgınmışlıgım
Sen benim,
yoluna baş koyduğum
aşk'ını aş ettiğim
sevdanı hayat kıldıgım
gülüşünü cennet'e benzettiğim
yoklugunu yaşamaktan bıkmadan usanmadan beklediğimsin,
Sen benim....
Bir yanım yetim ve yitik şimdi,
gözümün kestirmediği yollarda fink atıyor ayaklarım,
dizlerim yorgun ,
yürek yolun bana kapalı
sabah doğsa güneş'e bulanık ne farkederki yüreğime
Yabancı hecelere teslim olmuş sözlerin tümceleri
her harfinde seni anlatmak varkenn hanii,
suskun gece yolcusu gibi
yolunuzu bilmez kelamlara teslim şimdi kalemim
gece,gün ve gündüzlük açmıyor içimi
İyisimi demli çay'a teslim etmeli sensiz geçene saatleri,
Bir yanım, sensizliğe teslim şimdi
öyle zararsız ve ziyansız geçmiyor hani yoklugun
bazı bazı türkülere eşlik ediyor lisanım istemeden
gözlerimde hafiften bi nem hisseder gibiyim
Öyle amaçsızca izliyorum işte geceleri
sessizliğin demine efkar yüklüyorum
iyisimi ?
beni koydugun yalnızlıkta sen savur gülüşlerini ,,,
Öyle İşte
gözümün kestirmediği yollarda fink atıyor ayaklarım,
dizlerim yorgun ,
yürek yolun bana kapalı
sabah doğsa güneş'e bulanık ne farkederki yüreğime
Yabancı hecelere teslim olmuş sözlerin tümceleri
her harfinde seni anlatmak varkenn hanii,
suskun gece yolcusu gibi
yolunuzu bilmez kelamlara teslim şimdi kalemim
gece,gün ve gündüzlük açmıyor içimi
İyisimi demli çay'a teslim etmeli sensiz geçene saatleri,
Bir yanım, sensizliğe teslim şimdi
öyle zararsız ve ziyansız geçmiyor hani yoklugun
bazı bazı türkülere eşlik ediyor lisanım istemeden
gözlerimde hafiften bi nem hisseder gibiyim
Öyle amaçsızca izliyorum işte geceleri
sessizliğin demine efkar yüklüyorum
iyisimi ?
beni koydugun yalnızlıkta sen savur gülüşlerini ,,,
Öyle İşte
Biz hep bir şiirle çalarız kapıyı
Gönlü geniş dostları evimizden çok
Yüreğimizde ağırlarız.
Gönlü geniş dostları evimizden çok
Yüreğimizde ağırlarız.
İkramımız avuç dolusu duadır
Olmuşsa bir hatamız , affoluna der
Özlemişsek kocaman sarılırız
Yani, sözümüzü değil;
Özümüzü yüceltmenin derdindeyiz
Muhabbetin meşakkati harsa
O meşakkate dayanacak yürek ararız..
Olmuşsa bir hatamız , affoluna der
Özlemişsek kocaman sarılırız
Yani, sözümüzü değil;
Özümüzü yüceltmenin derdindeyiz
Muhabbetin meşakkati harsa
O meşakkate dayanacak yürek ararız..
6 Ekim 2015 Salı
İçimde kırılıp dökülenin haddi hesabı yok azizim.
Bırak hal hatır sormayı
Bana toplamayı öğret!
Ya da çıkarmayı,
Ne bileyim, olmadı çarpmayı,
Bölüp parçalamayı.
İki acı, bir acı daha kaç eder?
Kederin baş edilebilir kat sayısı kaçtır?
Hüznün karekökü nasıl alınır?
Ya da filizlenen umudu yeşertmenin en kısa yolu ne?
Sağlaması var mıdır hayatın?
İnanmak, sevmek kaç ömür eder?
bir omuza kaç baş düşer ?
Ya da
deki sevdik!
Kaç zaman sürer sevmek ,sevişmenin ardından?
“Acele cevap” yazma!
Zor konular bunlar, zayıf alırız.
Güneşin her gün doğup battığı yerdir insan yüreği
Biliriz!
Bırak hal hatır sormayı
Bana toplamayı öğret!
Ya da çıkarmayı,
Ne bileyim, olmadı çarpmayı,
Bölüp parçalamayı.
İki acı, bir acı daha kaç eder?
Kederin baş edilebilir kat sayısı kaçtır?
Hüznün karekökü nasıl alınır?
Ya da filizlenen umudu yeşertmenin en kısa yolu ne?
Sağlaması var mıdır hayatın?
İnanmak, sevmek kaç ömür eder?
bir omuza kaç baş düşer ?
Ya da
deki sevdik!
Kaç zaman sürer sevmek ,sevişmenin ardından?
“Acele cevap” yazma!
Zor konular bunlar, zayıf alırız.
Güneşin her gün doğup battığı yerdir insan yüreği
Biliriz!
15 Eylül 2015 Salı
Bir vaktin gün batımında gel bana sevgili . . .
Düşler kurarken gecenin en karanlık mabed'inde
Gecenin en kemik titretici ayaz vaktinde gel sevgili . . .
Gelki sen açan yüreğim gülsün . .
Suretin içimi eritsin . . .
Ab-ı revan gibi oluk oluk ak yüreğime . .
Yanlızkları aşan bir yolculuk kur benimle
Sonu olmayan Ab-ı Hayat misali . . .
Aşk'ı nar'ında kavrulsun yürek yoculugumuz . . .
Ateş ve su misali . . . .
Arş'ı vuslat'a uzanan dua'lar gibi
Yaşam ve ölüm arası gibi
Ben sende hayat'ı sevdim . . .
Martıl'ar misali
Aş'ım Aşk'ın oldu sevgili
Ver bana nihayetsiz sevgini
Elin elimin üzerinde
Yüreğini yüreğime koy hadi işte . . .
Fütursuzca yaşansın bu aşk . .
En yalansız ve en dolansızından olsun . . .
Sevgili. . . .
Ayrılıksız düşler birikiyor zihnimde
Hani sen gelince aklıma
Sebebi sen gülüşler beliriyor yüzümde
Hani sen varsınya gönlümde
Atışı bile bi farklı oldu be sevgili . . .
Hani düşünmeden edemiyorum bazen
Sen gibi
Bende senin aklına geliyormuyum sevgili ?
Manalı manasız gülüşler kaplıyormu o gül'den bile kıskandıgım yüzünü . . .
Sen hep gül olurmu sevgili
Benim cennetim senin gülüşlerinde saklı çünki !!!
___Ağır geliyordu hüznüm artık omuzlarıma..
Taşımaya ne mecalim ne takatım vardı !!.
__Ha düştüm ha düşeceğim yokluğun ardı sıra..
Umutlarım bile asılı kalıyordu dar ağacında..
___Hani gelsen diyorum diner bütün sancılarım..
___Pencere pervezlarına konan kuşların kanatlarına
bağladım hayallerimi,
___Hüzün Sen kokan ikindi vakitlerinde ,
Bu koca şehir enkaz olup çökerken üstüme,
___Yokluğunla birleşiyordu hüzünlerim
Hani çıkıp gelsen diyorum biter bütün acılarım..
__Feryadlarım da yaş olup akıyordu gözümden,
Kimseler görmüyor kimseler bilmiyor du !
__Kendimle kendim arasında kala kalıyordum.
Bir acı çığLık oluveriyordu içimde sensizlik.
__Hani gelsen diyorum yeniden yeşerirdi umutlarım !..
Taşımaya ne mecalim ne takatım vardı !!.
__Ha düştüm ha düşeceğim yokluğun ardı sıra..
Umutlarım bile asılı kalıyordu dar ağacında..
___Hani gelsen diyorum diner bütün sancılarım..
___Pencere pervezlarına konan kuşların kanatlarına
bağladım hayallerimi,
___Hüzün Sen kokan ikindi vakitlerinde ,
Bu koca şehir enkaz olup çökerken üstüme,
___Yokluğunla birleşiyordu hüzünlerim
Hani çıkıp gelsen diyorum biter bütün acılarım..
__Feryadlarım da yaş olup akıyordu gözümden,
Kimseler görmüyor kimseler bilmiyor du !
__Kendimle kendim arasında kala kalıyordum.
Bir acı çığLık oluveriyordu içimde sensizlik.
__Hani gelsen diyorum yeniden yeşerirdi umutlarım !..
16 Ağustos 2015 Pazar
Gelme dedim,gelme !
Gideceksen şayet,gitmek için kullanacağın adımlar ile delme yüreğimi.
...Zarar verir gidişin bana,çukurlar açar içim de.
Gideceksen şayet,gitmek için kullanacağın adımlar ile delme yüreğimi.
...Zarar verir gidişin bana,çukurlar açar içim de.
Sessiz fırtınalar koparır yüreğim de,kapanmaz yaralar açarsın bedenim de.
Gideceğin yerlere sürükleme beni de,aklım da taşıyamam seni bir ömür,sensiz bir başıma.
Demiştim sana,benimle yaşayamazsın ;
Yaşlanmak istemezsen !
Benim çatım yok,kapım yok,bütün camlarım kırık.
Yalnızlar sokağına bakar kapım,güneş almaz,denizi görmez hiç bir odam.
Yalnızlık manzaralıyım,sessizlik kaplı içimin her köşesi.
Sana süslü,parlak sözler veremem.
Başını döndürmez cümlelerim,yüreğim lal/dir benim sevgili.
İçim ısınmaz benim,soba'm yoktur,durmadan gıcırdar kapılarım,
Ve soğuk alır bütün odalarım.
Yaşayamazsın benimle,
Güzel görünmem gözlerine hiç bir zaman,
Aşık değilsen gelme işte.
Senin penceren hiç açlığa açıl'dımı?
İçinde sokak çocukları gibi,umuda geç kaldın mı hiç?
Bir yanın az ısınırken,bir yanının hiç ısınmadığı oldu mu?
Hasret kaldın mı hiç güzel bir türküye?
Türlü yaramazlıklar yapıp,cam kırmak dışın da azar işittin mi hiç mesela?
Sen en iyisi mi gelme hiç.
Benim fakir yüreğim de,bir tas aşk,bir dilim kuru sevgiden başka hiç bir şey bulunmaz ;
Ne yeriz?
Ne içeriz?
Nasıl ısınırız ? Diyecek/sen,gelme hiç sevgili ;
Birlikte aç kalmak,birlikte üşümektir aşk..
Gideceğin yerlere sürükleme beni de,aklım da taşıyamam seni bir ömür,sensiz bir başıma.
Demiştim sana,benimle yaşayamazsın ;
Yaşlanmak istemezsen !
Benim çatım yok,kapım yok,bütün camlarım kırık.
Yalnızlar sokağına bakar kapım,güneş almaz,denizi görmez hiç bir odam.
Yalnızlık manzaralıyım,sessizlik kaplı içimin her köşesi.
Sana süslü,parlak sözler veremem.
Başını döndürmez cümlelerim,yüreğim lal/dir benim sevgili.
İçim ısınmaz benim,soba'm yoktur,durmadan gıcırdar kapılarım,
Ve soğuk alır bütün odalarım.
Yaşayamazsın benimle,
Güzel görünmem gözlerine hiç bir zaman,
Aşık değilsen gelme işte.
Senin penceren hiç açlığa açıl'dımı?
İçinde sokak çocukları gibi,umuda geç kaldın mı hiç?
Bir yanın az ısınırken,bir yanının hiç ısınmadığı oldu mu?
Hasret kaldın mı hiç güzel bir türküye?
Türlü yaramazlıklar yapıp,cam kırmak dışın da azar işittin mi hiç mesela?
Sen en iyisi mi gelme hiç.
Benim fakir yüreğim de,bir tas aşk,bir dilim kuru sevgiden başka hiç bir şey bulunmaz ;
Ne yeriz?
Ne içeriz?
Nasıl ısınırız ? Diyecek/sen,gelme hiç sevgili ;
Birlikte aç kalmak,birlikte üşümektir aşk..
8 Ağustos 2015 Cumartesi
Ne tenine ?
Ne nefesine dokunmayı istedim ben senin
Yalnız yüreğine meyl ettim
Ne nefesine dokunmayı istedim ben senin
Yalnız yüreğine meyl ettim
G'özümle dokundumm
S'özümle,düş'ümle iliştimm aşk'ının rabıta'sına . . .
Olmadımı olmuyor işte,
Beklediğin ve beklenen
Gelmiyor işte. . . .
Oldugum yer beni anlamaz
Olmadıgım yer sesimi duymaz
Özlenen yar beni bende bırakmaz
Öyle İşte . . .
S'özümle,düş'ümle iliştimm aşk'ının rabıta'sına . . .
Olmadımı olmuyor işte,
Beklediğin ve beklenen
Gelmiyor işte. . . .
Oldugum yer beni anlamaz
Olmadıgım yer sesimi duymaz
Özlenen yar beni bende bırakmaz
Öyle İşte . . .
5 Ağustos 2015 Çarşamba
Yüreğim yokluğunun en ağır sancıları ile imtihânlara gârk olurken.
Sabr sürülü duâlar arasında buldum ben kendimi.
Ve kendimi.
Kaç kez şahit oldum gönlümde kopan sessiz kıyametlere.
Bu sokakları adım adım sây ederken sessizce.
Ve her an her saniye kendi mahşerim de kurduğum mizanlar da sana dair hesaplaşmalar içinde buldum ben kendimi, içimde yâr.
Oysa ezel yazgılıydı sanki şu hüzün şehrinde bekleyişler seni.
Ve şimdi gönlüme, seni bulmak arzusu s'aklandı yâr.
Var mısın bana aşkın derunun da?
Ya'saklı mısın yoksa?
Bilmiyorum.
Ve şimdi öylece Yûsuf i bir kuyu gibi içimden sessizce duâlar yolluyorum arşa
Sabr sürülü duâlar arasında buldum ben kendimi.
Ve kendimi.
Kaç kez şahit oldum gönlümde kopan sessiz kıyametlere.
Bu sokakları adım adım sây ederken sessizce.
Ve her an her saniye kendi mahşerim de kurduğum mizanlar da sana dair hesaplaşmalar içinde buldum ben kendimi, içimde yâr.
Oysa ezel yazgılıydı sanki şu hüzün şehrinde bekleyişler seni.
Ve şimdi gönlüme, seni bulmak arzusu s'aklandı yâr.
Var mısın bana aşkın derunun da?
Ya'saklı mısın yoksa?
Bilmiyorum.
Ve şimdi öylece Yûsuf i bir kuyu gibi içimden sessizce duâlar yolluyorum arşa
Vedalaşmaların ilmini öğrendik biz gide gele.
Daha adımlarımız solumaya başlamadan tozlu yolların nefes alış verişlerini ayrılıklar başladı bizim için.
Neydi ayrılık,
Kırgınlık neydi,
Gitmek neydi daha tek adım dahi atmadan ileri iyi öğretti bize zamanla yaşanmışlıklar.
Daha adımlarımız solumaya başlamadan tozlu yolların nefes alış verişlerini ayrılıklar başladı bizim için.
Neydi ayrılık,
Kırgınlık neydi,
Gitmek neydi daha tek adım dahi atmadan ileri iyi öğretti bize zamanla yaşanmışlıklar.
Durduğumuz yerde başlamıştı bizim için adımlarımızın el sallayışları.
Yorgunduk işte.
Biraz da bitkin.
Kanayan sancılı susuşlar vardı yürek heybemizde gün gün saat saat biriktirdiğimiz.
Susmanında her çeşitini yaşarken iç dünyamızda olduk biz susmanın tefsircisi.
Eyvallah mühürlüydü tüm sitemkâr sözlerimiz.
Bir o kadar da ağız dolusu kırgınlıklar vardı içimizin kilit vurulu mahseninde yıllanmaya terk edilen.
Sözde değil s'özde yorgunluklar gizliydi acımsı tebessümlerimiz de saklanan.
Yorgunduk işte tozlu yolların kilometrelerce dizilimi mesafelerinde sürüklerken adımlarımızı.
Ve şimdi elvedası olmayan bir veda düştü avuçlarımızın kırılmışlık yanına.
Havaya kalkmayan.
Dilimizde sıkıştırıldı anlam ve manasını yitiren tüm kelimeler sessizce.
Ve acıydı nerden baksan her yanımız adımlarımız koparken bir bir basamakların soğuk taşlarından.
Ve şimdi gidiyoruz.
Arkamıza dönüp bakmadan.
Adımlarımızı toplayarak, izleri sökerek, kelamları silerek.
Cümle ahvâlimizi Allaha ısmarlayarak gidiyoruz.
Helal olsunları helal i hoş olsunlara terk ederek.
Hoşça bakın zâtınıza, zâtınıza hoşça bakın.
Vesselam.
Yorgunduk işte.
Biraz da bitkin.
Kanayan sancılı susuşlar vardı yürek heybemizde gün gün saat saat biriktirdiğimiz.
Susmanında her çeşitini yaşarken iç dünyamızda olduk biz susmanın tefsircisi.
Eyvallah mühürlüydü tüm sitemkâr sözlerimiz.
Bir o kadar da ağız dolusu kırgınlıklar vardı içimizin kilit vurulu mahseninde yıllanmaya terk edilen.
Sözde değil s'özde yorgunluklar gizliydi acımsı tebessümlerimiz de saklanan.
Yorgunduk işte tozlu yolların kilometrelerce dizilimi mesafelerinde sürüklerken adımlarımızı.
Ve şimdi elvedası olmayan bir veda düştü avuçlarımızın kırılmışlık yanına.
Havaya kalkmayan.
Dilimizde sıkıştırıldı anlam ve manasını yitiren tüm kelimeler sessizce.
Ve acıydı nerden baksan her yanımız adımlarımız koparken bir bir basamakların soğuk taşlarından.
Ve şimdi gidiyoruz.
Arkamıza dönüp bakmadan.
Adımlarımızı toplayarak, izleri sökerek, kelamları silerek.
Cümle ahvâlimizi Allaha ısmarlayarak gidiyoruz.
Helal olsunları helal i hoş olsunlara terk ederek.
Hoşça bakın zâtınıza, zâtınıza hoşça bakın.
Vesselam.
Bu şehir de en çok,yalnız olmak değil,terk edilmek yoruyor insanı.
Yalnız olduğu zamanlar da,ne çok bırakılıp gidilen insanlar tanımıştım.
Ve yalnız olmadığı zamanlar da,terk edilip yalnız bırakılan insanlar.
Yalnız olduğu zamanlar da,ne çok bırakılıp gidilen insanlar tanımıştım.
Ve yalnız olmadığı zamanlar da,terk edilip yalnız bırakılan insanlar.
Yalnızlık,yalnızlık ekleyip insana yormuyor da,bu şehir de en çok,yarım bırakılmak yoruyor insanı ;
terk edip gittiğin de anladım,ne çok yorulduğumu...
terk edip gittiğin de anladım,ne çok yorulduğumu...
Biliyorum...
Gelmeyeceksin bir daha hiç bir zaman.
Ve bir daha bakışma'yacağız zannedersem seninle o durakta.
Gelmeyeceksin bir daha hiç bir zaman.
Ve bir daha bakışma'yacağız zannedersem seninle o durakta.
Yan yana bile getirmeyecek sanırım kader bizi bir daha.
Ve hiç bir tesadüf buluşturmaya yetmeyecek bizi öyle değil mi?
Anladım,alın 'yazım' değilsin fakat,yine de üzülüyor kul işte.
Anlamadığım,kalemimden neden gitmiyorsun?
Yoksa...
Kalem 'yazım'mısın benim be sevgili?
Kalem 'yazgım'mısın benim sevgili?
Bekle diyor iç sesim,bekle...
Beklemeye yürek mi kaldı ki?
Kul üzülüyor işte...
Üzülüyor...
Ve hiç bir tesadüf buluşturmaya yetmeyecek bizi öyle değil mi?
Anladım,alın 'yazım' değilsin fakat,yine de üzülüyor kul işte.
Anlamadığım,kalemimden neden gitmiyorsun?
Yoksa...
Kalem 'yazım'mısın benim be sevgili?
Kalem 'yazgım'mısın benim sevgili?
Bekle diyor iç sesim,bekle...
Beklemeye yürek mi kaldı ki?
Kul üzülüyor işte...
Üzülüyor...
Bugün de gelmedin.
Ve buluşamadık yine seninle.
Birazcık daha paslandı işte üzerime giydirdiğin elbise.
Ve buluşamadık yine seninle.
Birazcık daha paslandı işte üzerime giydirdiğin elbise.
Ve birazcık daha eskidi.
Yüzümde,birazcık daha yaşlandı sanki.
Ve çizgiler...
Belirginleşmeye başladı.
Her gün birazcık daha 'senleştiğim' günlerin ardından,sensiz 'yaşlanıyor' olmalıyım artık.
Gözlerimde ki ferin sönmeye başlaması mı bu?
Yoksa,senden başka kimseyi göremiyor olması mı bilmiyorum?
Yani,kısılıyor artık iyiden iyi ye herkese karşı.
Ve her şeye karşı.
Bugün de gelmedin işte.
Ve buluşamadık seninle bir gün daha.
Yani koca bir gün daha,öylece ve sessizce akıp gitti işte.
Kızıyorum.
Kızıyorum ve bu yüzden susuyorum hayata!
Dışımda bir bahar esintisi,içim de çiğ bir hava.
Çünkü gel dediğim hiç bir 'gel'lere icabet etmedin.
Ki bende hiç bir zaman bil(e)medim; Bende ki gel/lerin,sende kal/mak anlamına geldiğini...
Sende kaç/ma/k anlamını aldığını.
Ve şimdi büsbütün anlam/sızım işte.
Üstelik yalnızlığımdan korkmaman için; hep kalabalık mekanları tercih etmiştim senin için.
Çoğalan yalnızlığımdan korkmaman için.
Kalabalık yalnızlığımdan yani.
Oysa sen bana hep,yalnız sen gel demiştin.
Yalnızlıkları/nı yanında getir/me diye sıkı sıkıya tembih etmiştin.
Yersiz değildi aslında korkuların.
Ama benim tüm korkularım sen/siz/di işte!
Korkuyordum ama,sensiz/di/m işte.
Bunun için kızıyorum işte.
Ve susuyorum!
Ve şimdi kalkmış bana,üzerime giyindiğim yalnızlık rahat mı diye soruyorsun?
Senden sonra biraz dar gelmeye başladı sanki.
Bir yokluk sıkmış olacak yüreğimi.
Rahat değil sevgili/m.
Rahat değilim sevgili/m.
Rahat değil üzerime giydirdiğin sensizlik.
Ve sensizlik.
Ve üstelik,
Sensiz gittiğim tüm mekanlar da boş kalabalıklarla dolup taşıyor sayemde.
Ve masaların da bir ayağı,hep sallanıyor sanki.
Tıpkı sensiz,hayatımın sallantıda olması gibi...
Bir gün daha bitti.
Bu pazar da gelmedin.
Ve iki çay söylemiştim orada,biri açık.
Biri hala dolu duruyor o masa da !
Ve biri boş...
Yüzümde,birazcık daha yaşlandı sanki.
Ve çizgiler...
Belirginleşmeye başladı.
Her gün birazcık daha 'senleştiğim' günlerin ardından,sensiz 'yaşlanıyor' olmalıyım artık.
Gözlerimde ki ferin sönmeye başlaması mı bu?
Yoksa,senden başka kimseyi göremiyor olması mı bilmiyorum?
Yani,kısılıyor artık iyiden iyi ye herkese karşı.
Ve her şeye karşı.
Bugün de gelmedin işte.
Ve buluşamadık seninle bir gün daha.
Yani koca bir gün daha,öylece ve sessizce akıp gitti işte.
Kızıyorum.
Kızıyorum ve bu yüzden susuyorum hayata!
Dışımda bir bahar esintisi,içim de çiğ bir hava.
Çünkü gel dediğim hiç bir 'gel'lere icabet etmedin.
Ki bende hiç bir zaman bil(e)medim; Bende ki gel/lerin,sende kal/mak anlamına geldiğini...
Sende kaç/ma/k anlamını aldığını.
Ve şimdi büsbütün anlam/sızım işte.
Üstelik yalnızlığımdan korkmaman için; hep kalabalık mekanları tercih etmiştim senin için.
Çoğalan yalnızlığımdan korkmaman için.
Kalabalık yalnızlığımdan yani.
Oysa sen bana hep,yalnız sen gel demiştin.
Yalnızlıkları/nı yanında getir/me diye sıkı sıkıya tembih etmiştin.
Yersiz değildi aslında korkuların.
Ama benim tüm korkularım sen/siz/di işte!
Korkuyordum ama,sensiz/di/m işte.
Bunun için kızıyorum işte.
Ve susuyorum!
Ve şimdi kalkmış bana,üzerime giyindiğim yalnızlık rahat mı diye soruyorsun?
Senden sonra biraz dar gelmeye başladı sanki.
Bir yokluk sıkmış olacak yüreğimi.
Rahat değil sevgili/m.
Rahat değilim sevgili/m.
Rahat değil üzerime giydirdiğin sensizlik.
Ve sensizlik.
Ve üstelik,
Sensiz gittiğim tüm mekanlar da boş kalabalıklarla dolup taşıyor sayemde.
Ve masaların da bir ayağı,hep sallanıyor sanki.
Tıpkı sensiz,hayatımın sallantıda olması gibi...
Bir gün daha bitti.
Bu pazar da gelmedin.
Ve iki çay söylemiştim orada,biri açık.
Biri hala dolu duruyor o masa da !
Ve biri boş...
22 Temmuz 2015 Çarşamba
Adresi kayıp bir mektuptur bu,
Gelmiş, geçmiş ve yaşanmamış bütün Baharlar adına...
İçimin ince ince sızladığıdır..
Kelimeleri solgun, anlamı devrik, eksiltili cümlelerle örülmüş bir Mektup..
Yalnızlığın köşe başlarını tutması; iliklerine kadar işlemesi soğuğun..
Sahipsiz bir mektuptur bu..
Yarım yamalak yaşanmışlıklarla ve yaşanamayacaklarla dolu bir hayatın izleri..
Sözlerin sustuğu, gözlerin sustuğu, yüreğin sustuğudur...
Adı aşk olan, adı ayrılık olan, adı hasret olan, adı zemheri olan kışların konuştuğu, bütün baharların, bütün yazların sustuğudur..
Yolcusunu beklemeyen bir istasyon, terk edilmiş bir tren garı, yollarını çoktan değiştirmiş bir kara tren...
Hiç yola çıkmayacak, hiçkimseye ulaşmayacak bir mektup..
Yazısız, sözsüz bir mektup; pulsuz, zarfsız..
Artık hiçbir sözcük dolduramaz, sahibine ulaşmayacak mektupları...
Hiçbir postacı taşıyamaz bunca ağırlığı..
Dedim ya..
Sadece Mektup.
Gelmiş, geçmiş ve yaşanmamış bütün Baharlar adına...
İçimin ince ince sızladığıdır..
Kelimeleri solgun, anlamı devrik, eksiltili cümlelerle örülmüş bir Mektup..
Yalnızlığın köşe başlarını tutması; iliklerine kadar işlemesi soğuğun..
Sahipsiz bir mektuptur bu..
Yarım yamalak yaşanmışlıklarla ve yaşanamayacaklarla dolu bir hayatın izleri..
Sözlerin sustuğu, gözlerin sustuğu, yüreğin sustuğudur...
Adı aşk olan, adı ayrılık olan, adı hasret olan, adı zemheri olan kışların konuştuğu, bütün baharların, bütün yazların sustuğudur..
Yolcusunu beklemeyen bir istasyon, terk edilmiş bir tren garı, yollarını çoktan değiştirmiş bir kara tren...
Hiç yola çıkmayacak, hiçkimseye ulaşmayacak bir mektup..
Yazısız, sözsüz bir mektup; pulsuz, zarfsız..
Artık hiçbir sözcük dolduramaz, sahibine ulaşmayacak mektupları...
Hiçbir postacı taşıyamaz bunca ağırlığı..
Dedim ya..
Sadece Mektup.
18 Temmuz 2015 Cumartesi
Bir gün bile uzak olma gün uzun
Gün uzun anlatamayacağım kadar
Trenler bir yerlerde uyuduğunda
İnsanlar garlarda nasıl beklerse, öyle beklerim seni
Bir saat bile gitme gidersen uykusuzluk
Damla damla birikir o saatte
ve bir evi arayan bütün duman
Yitik yüreğimi öldürmeye gelir belki de
Kırılmasın kumun üstünde görüntün
Göz kapakların bensiz uçmasın
Bir dakika bile gitme sevdiğim
Bir an
Bile uzaklaşsan
Dünyayı dolaşırım yalvarmak için sana
Ya dön ya da bırak öleyim diye...
Gün uzun anlatamayacağım kadar
Trenler bir yerlerde uyuduğunda
İnsanlar garlarda nasıl beklerse, öyle beklerim seni
Bir saat bile gitme gidersen uykusuzluk
Damla damla birikir o saatte
ve bir evi arayan bütün duman
Yitik yüreğimi öldürmeye gelir belki de
Kırılmasın kumun üstünde görüntün
Göz kapakların bensiz uçmasın
Bir dakika bile gitme sevdiğim
Bir an
Bile uzaklaşsan
Dünyayı dolaşırım yalvarmak için sana
Ya dön ya da bırak öleyim diye...
Ey Yâr!
Sözün mânâya değdiği noktadayım!
Nazarın kalpleri yaktığı demde.
Dilin hâle sükût ettiği,
Kalbin sonsuza meylettiği yerdeyim.
Elemin merkezindeyim ey Yâr, melâlin gölgesinde,
Bekleyişler arefesindeyim.
Söyle ey Yâr!
Hüznümü Sana nasıl arz etmeliyim?
İçinde Sen geçen cümleleri ezber mi etmeliyim?
Derdi heybeme yükleyip yitik diyarlara mı gitmeliyim?
Hasretini sabırla bertaraf mı etmeli;
Yoksa bu hasrete şükrü mü öğretmeliyim?
Söyle ey Yâr! Seni nasıl yâd etmeliyim?
Lâl değmeli dilime belki,
Yüreğime Seni söyletmeliyim.
Tahammülün bittiği noktadayım ey Yâr!
Izdırabın bamtelini yokladığı demde.
Çarenin çaresizliğe bîat ettiği
Gam fırtınasının en sert estiği yerdeyim.
Kederdeyim ey Yâr!
Güneşin unutulduğu, yıldızların tutulduğu,
Işığını Seninle yitirmiş
Zulmet ülkesindeyim.
Şimdi Sen söyle ey Yâr!
Ruh hicrete götürmez mi bedeni?
Korkunun ellerinden tutmaz mı ümit?
Sevgin bitkin bir yolcuya kuvvet olmaz mı?
Sahralar yorgun adımlarla da aşılamaz mı?
Takatin bittiği yerde Yâr yetişmez mi?
Nâçârım diye inlesem cevap gelmez mi?
Hem gözyaşı ki en sağlam setleri dahi yıkmaz mı?
Acılar ruhlarda iz bırakmaz mı?
Serden geçen Yâre ulaşamaz mı?
Nasıl anlatayım sevdamı başka?
Mürekkep ağlamadan kalem konuşamaz mı?
Eksik satırlarla da merâm anlatılamaz mı?
Sen söyle ey Yâr!
Bu kalpte bu aşk ebeden kalamaz mı?
Gözlerim tebessümünden bir nebze alamaz mı?
Kendini yitiren, ey Yâr Seni bulamaz mı?
Sözün mânâya değdiği noktadayım!
Nazarın kalpleri yaktığı demde.
Dilin hâle sükût ettiği,
Kalbin sonsuza meylettiği yerdeyim.
Elemin merkezindeyim ey Yâr, melâlin gölgesinde,
Bekleyişler arefesindeyim.
Söyle ey Yâr!
Hüznümü Sana nasıl arz etmeliyim?
İçinde Sen geçen cümleleri ezber mi etmeliyim?
Derdi heybeme yükleyip yitik diyarlara mı gitmeliyim?
Hasretini sabırla bertaraf mı etmeli;
Yoksa bu hasrete şükrü mü öğretmeliyim?
Söyle ey Yâr! Seni nasıl yâd etmeliyim?
Lâl değmeli dilime belki,
Yüreğime Seni söyletmeliyim.
Tahammülün bittiği noktadayım ey Yâr!
Izdırabın bamtelini yokladığı demde.
Çarenin çaresizliğe bîat ettiği
Gam fırtınasının en sert estiği yerdeyim.
Kederdeyim ey Yâr!
Güneşin unutulduğu, yıldızların tutulduğu,
Işığını Seninle yitirmiş
Zulmet ülkesindeyim.
Şimdi Sen söyle ey Yâr!
Ruh hicrete götürmez mi bedeni?
Korkunun ellerinden tutmaz mı ümit?
Sevgin bitkin bir yolcuya kuvvet olmaz mı?
Sahralar yorgun adımlarla da aşılamaz mı?
Takatin bittiği yerde Yâr yetişmez mi?
Nâçârım diye inlesem cevap gelmez mi?
Hem gözyaşı ki en sağlam setleri dahi yıkmaz mı?
Acılar ruhlarda iz bırakmaz mı?
Serden geçen Yâre ulaşamaz mı?
Nasıl anlatayım sevdamı başka?
Mürekkep ağlamadan kalem konuşamaz mı?
Eksik satırlarla da merâm anlatılamaz mı?
Sen söyle ey Yâr!
Bu kalpte bu aşk ebeden kalamaz mı?
Gözlerim tebessümünden bir nebze alamaz mı?
Kendini yitiren, ey Yâr Seni bulamaz mı?
28 Haziran 2015 Pazar
Sen hiç lâl düşmüş dudaklarla gecenin mahremiyetine kapatıp kendini duâ duâ arşa teslim ettin mi kendini hiç?
" Sığınıp istek ve arzularından semâya hüzn çadırı kurdun mu?
Yorgun ve bitkin düşmüş bedeninle gecenin sonunda. "
" Sığınıp istek ve arzularından semâya hüzn çadırı kurdun mu?
Yorgun ve bitkin düşmüş bedeninle gecenin sonunda. "
Bir çift namâhrem gözün yaratacağı tesirden korkup , karşısında güçsüz
düşecek olmanın bilinciyle uzak durmaya çalışmanın verdiği çabayla
"Yaklaşma!" ikazına uyarak,tüm dert ve hüzünlerinle köşe bucak göğe
s/aklandın mı?
Ve İlahi kalemin vereceği hükme râm olmuş bir halde Levh i Mahfuz da ömrüne biçilecek paya razı olarak, sabrına da sabırlar ekleyip tüm duygularına kefen giydirip özlem yüklü kelimelere de sükûtu kilit misali vurup secdelere teslim oldun mu?
Ve İlahi kalemin vereceği hükme râm olmuş bir halde Levh i Mahfuz da ömrüne biçilecek paya razı olarak, sabrına da sabırlar ekleyip tüm duygularına kefen giydirip özlem yüklü kelimelere de sükûtu kilit misali vurup secdelere teslim oldun mu?
Anlamadım yâr
Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım?
Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş?
Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım?
Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş?
Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız?
Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun?
Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi, hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili.
Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor.
Yok mu önümde senden gayri gidecek bir yol?
İçim yine aynı mısra´ları tekrarlıyor.
Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun?
Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi, hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili.
Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor.
Yok mu önümde senden gayri gidecek bir yol?
İçim yine aynı mısra´ları tekrarlıyor.
Defter-i Ebrar 'a düş(ül)müş en günahkâr sevabım...
G/öz yamacından sebiller ç/ağlat kurak çöllerime...
Ezelden dili Yâre susa(r)mış sevdanın..
G/öz yamacından sebiller ç/ağlat kurak çöllerime...
Ezelden dili Yâre susa(r)mış sevdanın..
Sır düğümlerine çözüm atma..
Akıbetine mazhar olan gördün mü hiç Leyla 'nın
Avuç içi kadar kıyam(et) biriktirdim...
Ayrılık di/yarı bize yaban kaldı..
Hadi tut s/özümden, adının ardısıra ölümlere gidelim..
Kısacık bir hikayeydi ya hani ayrılık..
Üç beş fazıl kadarcık..Önsözü bukadarmı uzun olurdu..?
Bilemedim....
Kaç ölüm yolculuğunda mola verdinde beni soludun...
Kaç kez ağlattın göz bebeklerini....
Konuşursam aşk kesecek nefesimi...
Ya Sussam!
Sussam Duyarmısın Söyle(ye)mediklerimi...
Eyyy Ayışığından nasiplenen düşlerimin s(ak)lı tutulduğu yürek mahseni..
Sus da Söyle ...
Var mı ödeyecek kırılmış yazgımın kefaretini...
Ölüm karmaşasında sana dolaşıyor ayaklarım..
Rayihan sızlatıyor iliklerimi...
Yinemi büzdün aşk oyununun mızıkçı hayallerini...
Geceyi hasede koyan gözlerin kan öksürüyor..
Ayrılık mukarrer mi dersin?
Hıçkırıkların aşk ın kıyamet Suru nu üflüyor....
Sil baştan sevdaya k/arala bahtımızı...
Bak yürek afakında hizlerimizi yetim yanlızlıklar bekliyor...
Kelamlar Kudret Sahibinin hükmü ile (derg)ahında can verirken..
Azrail le pazarlıkta neyin nesi?
Layemut olmak ne haddimize..
Ölümün y/adı bile ömrü güzelleştiriyor...
Az biraz u/yan da tutuştur sinemede körelmiş hislerimi...
Bu demde kalanların ardısıra ağıt yakmak gidenlerin hissesine pay biçiliyor...
Küsme sakın üryan duygularımı hüzün libasına bürüdüm diye..
Kıymık battı sözlerime....
Her d/okunuşta sesime bin ah düğümleniyor......
Kurşun yüklü sevdalar asıyorum alaca renkli güvercinlerin kanadına....
G/öz beyazı düşlerimiz varken...
Ne de erken bulaştı kan, göz bebeklerimizin kundağına....
İntikam peşinde koşuyor şimdi küstürdüğümüz tüm şiirler...
Ve sen yine sökülüyorsun içimden mısra mısra...
Söz ayrılığa ilişince cezbesini kaybediyor harflerim..
Nüktelerimde feryad-ı figan halinde martılar...
Kul yapısı değildi aşk dediğim...
Ezelden yüreğimize hükmeden Kutsi bir el var.....
Hadi..!!
Sil g/özyaşlarını Meleklerin
Aşkımız öksüz yüreklerin hüzünlü sözlerinden damlayacak...
Sıkıca bırak ayrılığın elini...
Söz verdi....
Özün bu bahar güzüme kaçacak...
Akıbetine mazhar olan gördün mü hiç Leyla 'nın
Avuç içi kadar kıyam(et) biriktirdim...
Ayrılık di/yarı bize yaban kaldı..
Hadi tut s/özümden, adının ardısıra ölümlere gidelim..
Kısacık bir hikayeydi ya hani ayrılık..
Üç beş fazıl kadarcık..Önsözü bukadarmı uzun olurdu..?
Bilemedim....
Kaç ölüm yolculuğunda mola verdinde beni soludun...
Kaç kez ağlattın göz bebeklerini....
Konuşursam aşk kesecek nefesimi...
Ya Sussam!
Sussam Duyarmısın Söyle(ye)mediklerimi...
Eyyy Ayışığından nasiplenen düşlerimin s(ak)lı tutulduğu yürek mahseni..
Sus da Söyle ...
Var mı ödeyecek kırılmış yazgımın kefaretini...
Ölüm karmaşasında sana dolaşıyor ayaklarım..
Rayihan sızlatıyor iliklerimi...
Yinemi büzdün aşk oyununun mızıkçı hayallerini...
Geceyi hasede koyan gözlerin kan öksürüyor..
Ayrılık mukarrer mi dersin?
Hıçkırıkların aşk ın kıyamet Suru nu üflüyor....
Sil baştan sevdaya k/arala bahtımızı...
Bak yürek afakında hizlerimizi yetim yanlızlıklar bekliyor...
Kelamlar Kudret Sahibinin hükmü ile (derg)ahında can verirken..
Azrail le pazarlıkta neyin nesi?
Layemut olmak ne haddimize..
Ölümün y/adı bile ömrü güzelleştiriyor...
Az biraz u/yan da tutuştur sinemede körelmiş hislerimi...
Bu demde kalanların ardısıra ağıt yakmak gidenlerin hissesine pay biçiliyor...
Küsme sakın üryan duygularımı hüzün libasına bürüdüm diye..
Kıymık battı sözlerime....
Her d/okunuşta sesime bin ah düğümleniyor......
Kurşun yüklü sevdalar asıyorum alaca renkli güvercinlerin kanadına....
G/öz beyazı düşlerimiz varken...
Ne de erken bulaştı kan, göz bebeklerimizin kundağına....
İntikam peşinde koşuyor şimdi küstürdüğümüz tüm şiirler...
Ve sen yine sökülüyorsun içimden mısra mısra...
Söz ayrılığa ilişince cezbesini kaybediyor harflerim..
Nüktelerimde feryad-ı figan halinde martılar...
Kul yapısı değildi aşk dediğim...
Ezelden yüreğimize hükmeden Kutsi bir el var.....
Hadi..!!
Sil g/özyaşlarını Meleklerin
Aşkımız öksüz yüreklerin hüzünlü sözlerinden damlayacak...
Sıkıca bırak ayrılığın elini...
Söz verdi....
Özün bu bahar güzüme kaçacak...
Yankılansın yüreğinin en tenha sokaklarında sessizliğim
Ne olur...
Sükûtuma yaban kaldığın kalabalıklara girme...
Duymamış olamazsın...
Her gece farklı sevda masalları anlattım sana
Sükût lehçesinde....
Rengi aşka çalan bir sevda yeşerttim
Gönlümün umut yağmurlarıyla suladığım bahçesinde
Ne olur...
Sükûtuma yaban kaldığın kalabalıklara girme...
Duymamış olamazsın...
Her gece farklı sevda masalları anlattım sana
Sükût lehçesinde....
Rengi aşka çalan bir sevda yeşerttim
Gönlümün umut yağmurlarıyla suladığım bahçesinde
Şimdi....
Dünyanın tüm seslerinden soyutla kendini
Vuslata dair bir emir ver yüreğine
Ve Sadece...
Meryem suskunluğundaki sevdamı dinle
Seni saklıyorum gör(me) diye kaçamak hecelerde
Sevdanın çıkmazlarında bulamıyorum kendimi
Kayboldum geceden daha siyah gözlerindeki şehirlerde
Sessizliğime inat sen feryat et N'olur
Kalbinde yoksam eğer âmâ ol sevdamı görme
Masum bir aşk büyüttüysen
Anne kucaği misali huzur bulduğum yüreğinde
O zaman sadece....
Meryem suskunluğundaki sevdamı dinle...
Dünyanın tüm seslerinden soyutla kendini
Vuslata dair bir emir ver yüreğine
Ve Sadece...
Meryem suskunluğundaki sevdamı dinle
Seni saklıyorum gör(me) diye kaçamak hecelerde
Sevdanın çıkmazlarında bulamıyorum kendimi
Kayboldum geceden daha siyah gözlerindeki şehirlerde
Sessizliğime inat sen feryat et N'olur
Kalbinde yoksam eğer âmâ ol sevdamı görme
Masum bir aşk büyüttüysen
Anne kucaği misali huzur bulduğum yüreğinde
O zaman sadece....
Meryem suskunluğundaki sevdamı dinle...
26 Haziran 2015 Cuma
19 Haziran 2015 Cuma
bedel....
yıl 1998...bir bayram sabahı rastladım o kara gözlere...
Allahım..ilk görüşte sevda bu mudur ki. dedim?
evet buymuş...
Üzerinden yıllar geçti...köprünün altından ne sular geçti de o kara gözler akıldan geçmedi..
Anlatamadım ki ne kadar sevildiğini...
diyemedim ki çok özlendiğini..
öyle bir bedel ödettiler ki bu sevdaya,hala da ödenmeye devam ediyor..ADINI KADER KOYDULAR...ama kader değildi,tevafukları önümüze sunan RABBİM ,hadi dedi..hadi yeniden tanışın..yeniden başlayın..yeniden deneyin..
Yol ARKADAŞIM ikna olmadı ki bunun kader olmadığına...ben helalinden dedim..bir yastıkta dedim..yaşlılıkta dedim..her yolu dedim...her yolu denedim..ama yol arkadaşım inanmadı bana...kader dedi...
değiştiremeyiz dedi...değişirdi be kartanesi...hala da değişebilir...bu bedel yetmedi mi bu yüreğe..yetmedi mi desene.....
harcanan bitip giden iki ömür yetmedi mi daha?
kocaman yürekle
kocaman seviliyosun...
gel de uçar gelirim...
seni bana sevdirene şükürler olsun...
Rabbime emanetsin...
yıl 1998...bir bayram sabahı rastladım o kara gözlere...
Allahım..ilk görüşte sevda bu mudur ki. dedim?
evet buymuş...
Üzerinden yıllar geçti...köprünün altından ne sular geçti de o kara gözler akıldan geçmedi..
Anlatamadım ki ne kadar sevildiğini...
diyemedim ki çok özlendiğini..
öyle bir bedel ödettiler ki bu sevdaya,hala da ödenmeye devam ediyor..ADINI KADER KOYDULAR...ama kader değildi,tevafukları önümüze sunan RABBİM ,hadi dedi..hadi yeniden tanışın..yeniden başlayın..yeniden deneyin..
Yol ARKADAŞIM ikna olmadı ki bunun kader olmadığına...ben helalinden dedim..bir yastıkta dedim..yaşlılıkta dedim..her yolu dedim...her yolu denedim..ama yol arkadaşım inanmadı bana...kader dedi...
değiştiremeyiz dedi...değişirdi be kartanesi...hala da değişebilir...bu bedel yetmedi mi bu yüreğe..yetmedi mi desene.....
harcanan bitip giden iki ömür yetmedi mi daha?
kocaman yürekle
kocaman seviliyosun...
gel de uçar gelirim...
seni bana sevdirene şükürler olsun...
Rabbime emanetsin...
31 Mayıs 2015 Pazar
Bu hayatın en güzel yanı da en olmaz sıkıntılarda, dibe vuruşlarımda bile avaz avaz sana tutunmaktı
En güzel anlarda, en heyecanlı zamanlarda seninle olup, hayat veren nefesinle yaşamaktı.
Ne zaman yalnız kalsam, ne zaman seni arasam en güzeli yine kalbimden tutan senli anılara sarılmaktı.
VE yine en güzeli, yağmurlarda yürüdüğüm yollarda, tenhalarda sırf sen yağıyorsun diye seninle ıslanmaktı,
Soğuklarda üşürken parmak uçlarım, sızlarken ayaklarım bedenimi sıcacık sesinle ısıtmaktı en güzeli
Eskimeyen bir kokun vardı mesela rüzgârların bile benimsediği , en çok hoşuma giden ona sarılıp yatmaktı ve gecenin siyahıyla bir sigara yakmaktı
N'oldu anlayamadım, yasal olmayan acılarla sınandım ama en güzeli zamana kapatırken gözlerimi, içimde sana kavuşmaktı.''
En güzel anlarda, en heyecanlı zamanlarda seninle olup, hayat veren nefesinle yaşamaktı.
Ne zaman yalnız kalsam, ne zaman seni arasam en güzeli yine kalbimden tutan senli anılara sarılmaktı.
VE yine en güzeli, yağmurlarda yürüdüğüm yollarda, tenhalarda sırf sen yağıyorsun diye seninle ıslanmaktı,
Soğuklarda üşürken parmak uçlarım, sızlarken ayaklarım bedenimi sıcacık sesinle ısıtmaktı en güzeli
Eskimeyen bir kokun vardı mesela rüzgârların bile benimsediği , en çok hoşuma giden ona sarılıp yatmaktı ve gecenin siyahıyla bir sigara yakmaktı
N'oldu anlayamadım, yasal olmayan acılarla sınandım ama en güzeli zamana kapatırken gözlerimi, içimde sana kavuşmaktı.''
18 Mayıs 2015 Pazartesi
17 Mayıs 2015 Pazar
15 Mayıs 2015 Cuma
http://www.izlesene.com/video/tuna-velibasoglu-kal-olene-kadar-bana-adini-sor/8281422#http://www.izlesene.com/video/tuna-velibasoglu-kal-olene-kadar-bana-adini-sor/8281422#
5 Mayıs 2015 Salı
Bir gece an'sızın gel kapıma...
sızı'm ol diye değil...
sızı'ma melhem ol diye...
durma...
acım diz boyu,arkamdan ağlama....
elimi tut...
ellere gitme...
yüzüm ihanetine dönük,
saçların başkası koksun önemli değil...
gözlerin başkası için gülsün,
yüreğin başkasının ismini ritim alsın...
ama dön bana en azından döndüğün olayım sevgili...
gitme...
boğazımda durmaz yediklerim...
sancılı düşler içine girerim, gitme...
sonra bende biterim...
yolun bi gün düşer mi gönlümün limanlarına,
bilemiyorum....
bi daha görürmüyüm seni, bilemiyorum...
sadece düşlerime düş...
benim ol sevgili...
bu şehir karanlık....
sokaklarda sensizliğin en kekremsi tarafını çalıyor sanat dilencisi...
adına şiirler yazıyor
, şarkılar besteliyorum, ama yoksun...
bu kez bende bu şehri terk ediyorum...
anlayacağın, yine yağmur yağıyor,
ve iliklerime kadar hissediyorum
sensizliğin en acı tarafını..
23 Mart 2015 Pazartesi
Biliyorum geliş saatin belli değil…
Ama…
Ama bir gün geleceksin, onu biliyorum…
Bir ‘vuslat’yaşatacaksın ruhuma.
Ötesi yok, onu biliyorum..
Bildiğim çok şey var, sana ve bana dair…
Ama bu bilmenin hangi yanını kelama dökmeli;
İşte orda kalıyorum…
Mesela; senden başlayalım anlatmaya, dile gelmeyen kelamlarla…
SEN...
‘AŞK’ şerbetini içiren..
SEN…
Hani kiminin gönlünü, kiminin gözünü nemlendiren…
Ama…
Ama ne çare ki seni anlatamayan ben…
Sahi söylesene!
Seni hangi kelama, nasıl dökeceğim…?
Ve BEN…
Ne olduğu bilinmeyen, içinde taşıdığını kendinden bile gizleyen…
Pek az kimsenin tanıdığı, hatta kendisinin bile kendisini tanımadığı,
Düşler kuyusunda bir Züleyha!
Kimseye bir zararı olmayan, ama yüreklere dokunan
Kendi halinde bir gariban…
İçindeki tanımadığı benlikle boğuşan…
Ya bir kelama sığmayan ya da dile gelmeyen kelamlarla kendini anlatmaya çalışan;
Aciz, mücrim, fakir bir gariban…
İşte bu benim.
Biliyorum gelişinle gönlüme ‘vuslat’ı yaşatacaksin.
Ey Sevgili!
Kelimelerin bittiği yerdeyim…
Yalnızlığımın dört bir yanımı sardığı,
Kaf daginin ardinda
Uzak düşler ülkesinde, göz göze, diz dizeyim seninle…
Ama ne yazık ki kelimelerin bittiği yerde,
Kapkaranlık düşlerde, nefsimle savaştayım seninle…
Ah Sevgili!
Dil suskun, yürek yorgun,
Göz çaresiz mi çaresiz…
Ama…
Ama bir gün geleceksin, onu biliyorum…
Bir ‘vuslat’yaşatacaksın ruhuma.
Ötesi yok, onu biliyorum..
Bildiğim çok şey var, sana ve bana dair…
Ama bu bilmenin hangi yanını kelama dökmeli;
İşte orda kalıyorum…
Mesela; senden başlayalım anlatmaya, dile gelmeyen kelamlarla…
SEN...
‘AŞK’ şerbetini içiren..
SEN…
Hani kiminin gönlünü, kiminin gözünü nemlendiren…
Ama…
Ama ne çare ki seni anlatamayan ben…
Sahi söylesene!
Seni hangi kelama, nasıl dökeceğim…?
Ve BEN…
Ne olduğu bilinmeyen, içinde taşıdığını kendinden bile gizleyen…
Pek az kimsenin tanıdığı, hatta kendisinin bile kendisini tanımadığı,
Düşler kuyusunda bir Züleyha!
Kimseye bir zararı olmayan, ama yüreklere dokunan
Kendi halinde bir gariban…
İçindeki tanımadığı benlikle boğuşan…
Ya bir kelama sığmayan ya da dile gelmeyen kelamlarla kendini anlatmaya çalışan;
Aciz, mücrim, fakir bir gariban…
İşte bu benim.
Biliyorum gelişinle gönlüme ‘vuslat’ı yaşatacaksin.
Ey Sevgili!
Kelimelerin bittiği yerdeyim…
Yalnızlığımın dört bir yanımı sardığı,
Kaf daginin ardinda
Uzak düşler ülkesinde, göz göze, diz dizeyim seninle…
Ama ne yazık ki kelimelerin bittiği yerde,
Kapkaranlık düşlerde, nefsimle savaştayım seninle…
Ah Sevgili!
Dil suskun, yürek yorgun,
Göz çaresiz mi çaresiz…
3 Mart 2015 Salı
13 Şubat 2015 Cuma
3 Şubat 2015 Salı
Mutsuzum, bunu hisset lütfen.
Acı nasıl çekiliyormuş, hüzün nasıl yaşanıyormuş sen de anla... Elini taşın altına sok demiyorum ama birazcık da olsa dokun.
Kendini benim yerime koy diyemem, benim yerimde olmana bile kıyamam inan.
Çünkü bu yük çok ağır, bu yalnızlık tek başına taşınamayacak kadar fazla.
Anla beni gece gözlüm..., anla!
Sensiz geçen her gün bir yeni yara daha açılıyor kalp denen şu lanet yanıma, ve geçmiyor zamanla...
Acı nasıl çekiliyormuş, hüzün nasıl yaşanıyormuş sen de anla... Elini taşın altına sok demiyorum ama birazcık da olsa dokun.
Kendini benim yerime koy diyemem, benim yerimde olmana bile kıyamam inan.
Çünkü bu yük çok ağır, bu yalnızlık tek başına taşınamayacak kadar fazla.
Anla beni gece gözlüm..., anla!
Sensiz geçen her gün bir yeni yara daha açılıyor kalp denen şu lanet yanıma, ve geçmiyor zamanla...
23 Ocak 2015 Cuma
Seninle adım adım dolaşmak istediğim bu şehrin sokaklarının birinde, seninle karşılaşma ümidinin bile bana yazdırdığı şiirler var şimdilerde heybemde.
Onlar bazen hasrete dönüşüyor ve ne zaman konuşsam ardından şiir olup düşüyor satırlara.
Bir gül açıyor ve baharlar geliyor yüreğime.
Böyle büyüyor her şey seninle.
Özlemler hasretlere,
Hasretler sonsuza giden yolculuklara dönüşüyor
Şimdi sana doğru uçan kuşlarım var yüreğimde.
Dünya sonbaharını yaşarken, senin yüreğinde baharları yaşamak için sonsuz bir yolculuğa çıkıyorlar.
Benim kalbimden, senin nazenin kalbine.
19 Ocak 2015 Pazartesi
Evet büyüdük şimdi.
Demlendik sevda çaydanlığında.
Ağzına kadar dolu bir cümlenin ucundan
Küçük bir umudu paylayıp
Büyük bir mutluluğu içtik.
Sevdanın bir yanına sen dudağını dayadın,
Bir yanına da ben..
Kana kana içerken nefeslerimizi,
Yüreklerimizi sevdaya muska diye asıyorduk.
Şimdi elimizde bir fırça.
Birbirimizin eşgallerini çiziyoruz.
En masum yanımızdan kanatıp siyahı,
Bir beyaz kağıdın içine
Adlarımızı sırt sırta veriyoruz.
Bir mektuba konu oluyoruz sonra.
Giriş cümlesinde ben,
Gelişme bölümünde sen..
Sonuç kısmında biz..
Demlendik sevda çaydanlığında.
Ağzına kadar dolu bir cümlenin ucundan
Küçük bir umudu paylayıp
Büyük bir mutluluğu içtik.
Sevdanın bir yanına sen dudağını dayadın,
Bir yanına da ben..
Kana kana içerken nefeslerimizi,
Yüreklerimizi sevdaya muska diye asıyorduk.
Şimdi elimizde bir fırça.
Birbirimizin eşgallerini çiziyoruz.
En masum yanımızdan kanatıp siyahı,
Bir beyaz kağıdın içine
Adlarımızı sırt sırta veriyoruz.
Bir mektuba konu oluyoruz sonra.
Giriş cümlesinde ben,
Gelişme bölümünde sen..
Sonuç kısmında biz..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

















































