26 Ekim 2015 Pazartesi

Yağmur geldi...
Kar da gelir ....
O zaman içimi ısıtanım da gelir mi ki...
(♡♡♡♡)







Hiçbir küslük,
Özlemekten büyük değildir.
Ara...
Belki de kavuşmak parmak ucundadır,
Yaz...

Sevmek en kısa yolculuktur,
Git...
Kendini sevdin bu yaşa kadar,
Artık birine ait olma vaktidir.
Beklersen,
Ölmek kavuşmaktan önce gelir...
Bir yanım yetim ve yitik şimdi,
gözümün kestirmediği yollarda fink atıyor ayaklarım,
dizlerim yorgun ,
yürek yolun bana kapalı
sabah doğsa güneş'e bulanık ne farkederki yüreğime
Yabancı hecelere teslim olmuş sözlerin tümceleri
her harfinde seni anlatmak varkenn hanii,
suskun gece yolcusu gibi
yolunuzu bilmez kelamlara teslim şimdi kalemim
gece,gün ve gündüzlük açmıyor içimi
İyisimi demli çay'a teslim etmeli sensiz geçene saatleri,
Bir yanım, sensizliğe teslim şimdi
öyle zararsız ve ziyansız geçmiyor hani yoklugun
bazı bazı türkülere eşlik ediyor lisanım istemeden
gözlerimde hafiften bi nem hisseder gibiyim
kaç dal sigaraya teslim ettin diye sorma ciğerlerimi
senden sonra paketleri saymayı bıraktım
gibisi fazla ,
Öyle amaçsızca izliyorum işte geceleri
sessizliğin demine efkar yüklüyorum
iyisimi ?
beni koydugun yalnızlıkta sen savur gülüşlerini ,,,
Öyle İşte



Murat Özçelik . . .
...Çünkü şiir yazmak, sevdiğini yaşatıp kendinden vazgeçmek anlamına gelir....
Ah sevgili!
Gurbet senin gittiğin yer değil
Benim
Sen(s)siz kaldığım yerdir ...
Sen benim esir'liğimdin,
zamanla geçer diyenlerin aksine
geçmeyen ,
ve, gün ve gün yüreğime agır gelen yar'a,
hasretinden geceyi soldurdugum, zamanı unuttuğum saat'lerimdin
Sen benim, siya çalan mavim
gözlerinde müebbet hapse tutuldugum gecem
sade tenin,hayat tutanagım
nefesin asırlık çınara hayat veren su hükmünde ciğerlerime,
sen,
milyonlarca kalabalıgın arasında kayboluşlugum
koca boşluklardan alal aşağı yuvarlanışım
tümcelerin arasında yok oluşum
kısacası yalnızlıgımsın,
Sen benim esir'liğimdin
yarım kalmış şiirlerimin
son hecesi,
sayısızca hece arasında son kelimeyi yüreğine iliştiremediğim
öyle işte sözcüğüne sıgınmışlıgım
Sen benim,
yoluna baş koyduğum
aşk'ını aş ettiğim
sevdanı hayat kıldıgım
gülüşünü cennet'e benzettiğim
yoklugunu yaşamaktan bıkmadan usanmadan beklediğimsin,
Sen benim....
yagmur yağsa düşse toprağa ,
kokun yayılsa oldugun ve oldugum kente,
baktıgım her yerde gözümde seyirmekten öte görsem seni
cennet gülüşünden nasiplense yüreğim,
ben ,
iliklerime kadar sen olsam , sen dolsam
kana kana sen koksam
ömrü nasibim sen olsan hani
Öyle İşte . ..
Sonbahar da geldi ya;
Şimdi biz ağlar ağlar,
Suçu da yağmur tanelerine atarız ...
Duy
Ve dinle yüregimin sesini
Dinle...
Ve Sen
Sen sevgili
Sen
RABB'imin En Güzel Hediyesisin Zuleyha Yüreğime…

Bir yanım yetim ve yitik şimdi,
gözümün kestirmediği yollarda fink atıyor ayaklarım,
dizlerim yorgun ,
yürek yolun bana kapalı
sabah doğsa güneş'e bulanık ne farkederki yüreğime
Yabancı hecelere teslim olmuş sözlerin tümceleri
her harfinde seni anlatmak varkenn hanii,
suskun gece yolcusu gibi
yolunuzu bilmez kelamlara teslim şimdi kalemim
gece,gün ve gündüzlük açmıyor içimi
İyisimi demli çay'a teslim etmeli sensiz geçene saatleri,
Bir yanım, sensizliğe teslim şimdi
öyle zararsız ve ziyansız geçmiyor hani yoklugun
bazı bazı türkülere eşlik ediyor lisanım istemeden
gözlerimde hafiften bi nem hisseder gibiyim
Öyle amaçsızca izliyorum işte geceleri
sessizliğin demine efkar yüklüyorum
iyisimi ?
beni koydugun yalnızlıkta sen savur gülüşlerini ,,,
Öyle İşte


Karanlıklar boyu, yalnızlıklar!
Saat bizi çoktan geçmiş,
çay eskimiş, kahve telveleri kurumuş,
pencerenin ardı ıssızlık, derin bir sessizlik.
Gece uyumuyor,
yıldız dökmüş göğümüz,
bir yanımızda özlem,
korku diğer yanımız.
Yarım'ız!!!
İçimize ne çok şey attık Vesselâm!
Sevdik sustuk
Özledik sustuk
Yandık sustuk. .
...ve İçimizi de Allah'a emanet edip yine sustuk.!
Yüreğimden göçseler
Kirpiğine konardı içimin kuşları
Öyle sıcaktı memleket bildiğim yar ...
Yanında biraz yer istiyorum kendime.
En mavi tarafından göğsünün,
Ya da düş yeşili koynunu aç bana...
Bir an bir nefes kadar sar beni.
Üstümü de örtme!
Ben bu mevsimde üşümem.
Biz hep bir şiirle çalarız kapıyı
Gönlü geniş dostları evimizden çok
Yüreğimizde ağırlarız.
İkramımız avuç dolusu duadır
Olmuşsa bir hatamız , affoluna der
Özlemişsek kocaman sarılırız
Yani, sözümüzü değil;
Özümüzü yüceltmenin derdindeyiz
Muhabbetin meşakkati harsa
O meşakkate dayanacak yürek ararız..
Eserinizim efendim;
Size tereddutsüz emanet ettiģim gòģùs kafesimin içindeki bir kuş gibi !..
....
"Esirinizim,efendim!.."

6 Ekim 2015 Salı

İçimde kırılıp dökülenin haddi hesabı yok azizim.
Bırak hal hatır sormayı
Bana toplamayı öğret!
Ya da çıkarmayı,
Ne bileyim, olmadı çarpmayı,
Bölüp parçalamayı.
İki acı, bir acı daha kaç eder?
Kederin baş edilebilir kat sayısı kaçtır?
Hüznün karekökü nasıl alınır?
Ya da filizlenen umudu yeşertmenin en kısa yolu ne?
Sağlaması var mıdır hayatın?
İnanmak, sevmek kaç ömür eder?
bir omuza kaç baş düşer ?
Ya da
deki sevdik!
Kaç zaman sürer sevmek ,sevişmenin ardından?
“Acele cevap” yazma!
Zor konular bunlar, zayıf alırız.
Güneşin her gün doğup battığı yerdir insan yüreği
Biliriz!