Ve buluşamadık yine seninle.
Birazcık daha paslandı işte üzerime giydirdiğin elbise.
Ve birazcık daha eskidi.
Yüzümde,birazcık daha yaşlandı sanki.
Ve çizgiler...
Belirginleşmeye başladı.
Her gün birazcık daha 'senleştiğim' günlerin ardından,sensiz 'yaşlanıyor' olmalıyım artık.
Gözlerimde ki ferin sönmeye başlaması mı bu?
Yoksa,senden başka kimseyi göremiyor olması mı bilmiyorum?
Yani,kısılıyor artık iyiden iyi ye herkese karşı.
Ve her şeye karşı.
Bugün de gelmedin işte.
Ve buluşamadık seninle bir gün daha.
Yani koca bir gün daha,öylece ve sessizce akıp gitti işte.
Kızıyorum.
Kızıyorum ve bu yüzden susuyorum hayata!
Dışımda bir bahar esintisi,içim de çiğ bir hava.
Çünkü gel dediğim hiç bir 'gel'lere icabet etmedin.
Ki bende hiç bir zaman bil(e)medim; Bende ki gel/lerin,sende kal/mak anlamına geldiğini...
Sende kaç/ma/k anlamını aldığını.
Ve şimdi büsbütün anlam/sızım işte.
Üstelik yalnızlığımdan korkmaman için; hep kalabalık mekanları tercih etmiştim senin için.
Çoğalan yalnızlığımdan korkmaman için.
Kalabalık yalnızlığımdan yani.
Oysa sen bana hep,yalnız sen gel demiştin.
Yalnızlıkları/nı yanında getir/me diye sıkı sıkıya tembih etmiştin.
Yersiz değildi aslında korkuların.
Ama benim tüm korkularım sen/siz/di işte!
Korkuyordum ama,sensiz/di/m işte.
Bunun için kızıyorum işte.
Ve susuyorum!
Ve şimdi kalkmış bana,üzerime giyindiğim yalnızlık rahat mı diye soruyorsun?
Senden sonra biraz dar gelmeye başladı sanki.
Bir yokluk sıkmış olacak yüreğimi.
Rahat değil sevgili/m.
Rahat değilim sevgili/m.
Rahat değil üzerime giydirdiğin sensizlik.
Ve sensizlik.
Ve üstelik,
Sensiz gittiğim tüm mekanlar da boş kalabalıklarla dolup taşıyor sayemde.
Ve masaların da bir ayağı,hep sallanıyor sanki.
Tıpkı sensiz,hayatımın sallantıda olması gibi...
Bir gün daha bitti.
Bu pazar da gelmedin.
Ve iki çay söylemiştim orada,biri açık.
Biri hala dolu duruyor o masa da !
Ve biri boş...
Yüzümde,birazcık daha yaşlandı sanki.
Ve çizgiler...
Belirginleşmeye başladı.
Her gün birazcık daha 'senleştiğim' günlerin ardından,sensiz 'yaşlanıyor' olmalıyım artık.
Gözlerimde ki ferin sönmeye başlaması mı bu?
Yoksa,senden başka kimseyi göremiyor olması mı bilmiyorum?
Yani,kısılıyor artık iyiden iyi ye herkese karşı.
Ve her şeye karşı.
Bugün de gelmedin işte.
Ve buluşamadık seninle bir gün daha.
Yani koca bir gün daha,öylece ve sessizce akıp gitti işte.
Kızıyorum.
Kızıyorum ve bu yüzden susuyorum hayata!
Dışımda bir bahar esintisi,içim de çiğ bir hava.
Çünkü gel dediğim hiç bir 'gel'lere icabet etmedin.
Ki bende hiç bir zaman bil(e)medim; Bende ki gel/lerin,sende kal/mak anlamına geldiğini...
Sende kaç/ma/k anlamını aldığını.
Ve şimdi büsbütün anlam/sızım işte.
Üstelik yalnızlığımdan korkmaman için; hep kalabalık mekanları tercih etmiştim senin için.
Çoğalan yalnızlığımdan korkmaman için.
Kalabalık yalnızlığımdan yani.
Oysa sen bana hep,yalnız sen gel demiştin.
Yalnızlıkları/nı yanında getir/me diye sıkı sıkıya tembih etmiştin.
Yersiz değildi aslında korkuların.
Ama benim tüm korkularım sen/siz/di işte!
Korkuyordum ama,sensiz/di/m işte.
Bunun için kızıyorum işte.
Ve susuyorum!
Ve şimdi kalkmış bana,üzerime giyindiğim yalnızlık rahat mı diye soruyorsun?
Senden sonra biraz dar gelmeye başladı sanki.
Bir yokluk sıkmış olacak yüreğimi.
Rahat değil sevgili/m.
Rahat değilim sevgili/m.
Rahat değil üzerime giydirdiğin sensizlik.
Ve sensizlik.
Ve üstelik,
Sensiz gittiğim tüm mekanlar da boş kalabalıklarla dolup taşıyor sayemde.
Ve masaların da bir ayağı,hep sallanıyor sanki.
Tıpkı sensiz,hayatımın sallantıda olması gibi...
Bir gün daha bitti.
Bu pazar da gelmedin.
Ve iki çay söylemiştim orada,biri açık.
Biri hala dolu duruyor o masa da !
Ve biri boş...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder